12 Eylül 2011 Pazartesi

Yasa Yoluna İtiraz

Yasa yolu itiraz örnek dilekçe 

http://www.engelliler.net/wp-content/uploads/yasa.jpg

..... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
ŞEHİR
DOSYA NO:......
KARAR NO:.....
UYARLAMA TALEP EDEN/
SANIK :
VEKİLİ:  Av.Ertuğrul Kıvanç Koç.
              Tepebağ Mah. İnönü Cad. 27044 sok. Özyiğit İşhanı. K.1 N.1 01010
                                                                                              Seyhan/ADANA
DAVACI: K.H.
KATILAN:
VEKİLİ:
SUÇ:Karşılıksız çek keşide etmek
KARAR TARİHİ:17.11.2006
TALEP KONUSU:Uyarlama yargılaması yapılarak lehe kanunun uygulanması ve hükmün infazının durdurulması talebidir.

İZAHI:
1,Müvekkil hakkında mahkemece verilen karar açık değildir. Müvekkil nereye başvuracağını bilmediği için temyiz hakkını kullanamamıştır ki bu durumda savunma hakkının kısıtlanması söz konusudur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde, Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir şeklinde düzenlenmiştir. Savunma hakkı, hak arama özgürlüğü kapsamında, anayasal güvence altında olan bir temel haktır(Ay m.36). 5271 sayılı CYY’nın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında, yukarıda belirtilen hükümlerle birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma Hakkını” düzenleyen 6. maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2. maddesine de dayanılarak yasa yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.
2-Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlarda yasa yolu bildiriminin; yasa yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması, keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması gerektiği hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ortaya çıkmaktadır.

3,Bunun yanı sıra 5252 sayılı TCK YUŞHK’un 9. maddesi, lehe kanunun belirlenmesinde en önemli düzenlemedir. Kanunun 9/3 maddesine göre, lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Maddede ayrım yapılmaksızın “önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri”nden bahsedildiğine göre lehe kanunun tespitinde “önceki kanunlar” ve “sonraki kanunlar” blok olarak karşılaştırılacaktır. Başka bir deyişle sadece ceza açısından değil cezanın infazı açısından da kanunlar arasında karşılaştırma yapmak gerekecektir. Doktrin ve yargı kararları da aynı görüşe işaret etmektedir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nin 7/3 maddesi, erteleme, koşullu salıverme ve tekerrürü derhal uygulama kuralı dışında tutarak, lehe kanun uygulanmasında göz önüne alınması gereken bir düzenleme olarak belirlemiştir.

4,Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık hakkında hüküm kurulurken belirlenecek cezanın tayininde çekin üzerinde yazılı meblağ değil, karşılıksız kalan kısım üzerinden ceza tayini gerekir. Gerek 3167 sayılı çek kanunu, gerekse 5941 sayılı çek kanununa göre bankaların her çek yaprağı için ödemesi gereken meblağ düştükten sonra kalan miktar üzerinden hesaplama yapılarak ceza tayini gerekirken çek üzerinde yazılı meblağ kadar yani FAZLA CEZA TAYİNİ de yasaya aykırıdır.

5,Ayıca ‘’5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18. maddesiyle 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. maddesinde yer alan; “31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”şeklindeki düzenlemeye göre, anılan Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdiği 28.02.2009 tarihinden 31,12.2009 tarihine kadar ileri tarihli çeklerin, üzerinde yazan keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilmesi halinde karşılıksız çek keşide etmek suçu oluşmayacağından bahsedilmiştir. Buna rağmen sayın mahkememiz nezdindeki davada müşteki dava konusu çekleri keşide tarihinden önce ibraz etmiştir ki bu durum da yasaya aykırıdır.

NETİCE VE TALEP :Yukarıda arz olunan nedenlerle:
1,Kesinleşen kararın infazına geçilmesi müvekkilim açısından büyük sakıncalar doğuracak nitelikte bulunduğundan kararın infazının tedbiren durdurulmasına,

2,01.01.2009 tarihinden itibaren özel ceza kanunları bakımından da uygulanması gereken TCK genel hükümleri karşısında uygulama imkanı kalmayan 3167 sayılı kanuna göre karşılıksız çek keşide etme suçundan verilen adli para cezaları, oluşan yasal boşluk sebebi ile ‘’kanunsuz suç ve ceza olmaz’’ prensibi gereğince hükümsüz kalmış ve yasal boşluğunun zaman sınırı olarak belirlenmiş bulunan 20.12.2009 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek kalmamış iş bu davanın bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını,

3,Bu değerlendirmenin dikkate alınmaması halinde, uyarlama talebimizin kabulüyle dosyanın yeniden ele alınmasına ve 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun yukarıda açıklanan maddelerinin 5237 sayılı TCK 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddeleri uyarınca müvekkil lehine olan hükümlerinin uygulanarak,
i)kusur(kasıt veya taksir) aranmaksızın görülen davanın, yeni kanunun getirdiği kusur sorumluluğu esasına göre yeniden görülmesi,
ii)çek bedeli kadar adli para cezası yerine gün/para esasına göre ceza tayin edilerek lehe olan hafifletici hükümlerin ve ödeme kolaylıklarının dikkate alınmasını,
iii)5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun 1. madde 2. fıkrasında yer alan ‘’bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” hükmünün bu davada da uygulanmasının sağlanmasını ve neticeten müvekkil hakkında verilen ceza hükmünün infazının durdurularak müvekkilin durumunun 5237 sayılı kanun hükümlerine göre yeniden değerlendirilip bir karar verilmesini,saygıyla bilvekale arz ve talep ederim.09.03.2011
Hükümlü vekili
Av. Ertuğrul Kıvanç Koç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder