13 Eylül 2011 Salı

KARŞILIKSIZ ÇEK NEDENİYLE VERİLECEK ADLİ PARA CEZASININ İNFAZI

Gün Para Cezalarının infazı 

http://cekmagdurlari.files.wordpress.com/2010/03/cek_magduru.gif

5941 sayılı Çek kanunu'na göre verilen Gün para Cezalarının İnfazı
Adalet Bakanlığı Kanun yararına Bozma talebi ile Lehe Kanunun Belirlenmesi
Karar: Sanığın para cezasını ödemeyeceği varsayılarak lehe yasanın belirlenmesi mümkün değildir. İnfaz aşamasında sanık para cezasını ödemediği takdirde, infaza ilişkin hükümlerden lehe olanın ayrıca belirlenip uygulanması gerekecektir.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2010/35456
Karar Numarası: 2010/24757
Karar Tarihi: 29.11.2010
DAVA VE KARAR: Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanık Meliha'nın mahkumiyetine ilişkin Kayseri İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.12.2009 gün ve 2009/856 esas, 2009/1478 karar sayılı hükmüne karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 23.06.2010 gün ve 7756/41855 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05.07.2010 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, suça konu 30.10.2008 tarihli, Z-0070978 numaralı 4.220,00 Türk Lirası bedelli çek'in 30.08.2008 tarihinde bankaya ibrazında karşılıksız kalması sebebiyle sanık hakkında 5941 sayılı Kanun'un 5/1, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddeleri uyarınca 3.785,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 4.220 Türk Lirası bedelli çek'in ödenmemesi halinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesi dikkate alındığında 1 gün karşılığı 100 Türk Lirası hesabıyla 42 gün hapis cezası olarak infazı gerekirken, 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi esas alınarak gün para cezası hesabıyla hükmedilen 3.785,00 Türk Lirası adli para cezasının ödenmemesi halinde ise 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi gereğince 189 gün hapis cezasına çevrilerek infaz edilmesi gerekeceği ve bu durumun sanığın aleyhine olacağı cihetle, suçun işlendiği tarih itibarıyla 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 16/1. maddesinin sanık lehine olduğunun gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.

Sanık hakkında 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde öngörülen karşılıksız çek keşide etmek suçundan kamu davası açılmıştır.
Suç konusu 4.220 TL bedelli çek süresinde bankaya ibraz edilmiş, karşılığının olmadığı belirlenmiş ve banka yükümlü olduğu 435 TL'yi hamile ödemiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken sorun, suç tarihi olan “30.10.2008” tarihi itibariyle yürürlükte olan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile sonradan 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu'ndan hangisinin sanığın lehine olduğunun belirlenmesidir.
Lehe yasa belirlenirken, infaz kanunları dikkate alınmadan, sadece maddi ceza kanunlarının karşılaştırılması ve lehe olduğu kabul edilen yasa uyarınca hüküm kurulması; infaz aşamasında ise 5237 sayılı TCK'nın 7/3. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılarak hükümlünün lehine olan infaza ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Mahkemece, 3167 ve 5941 sayılı Kanunların maddi ceza hukukuna ilişkin hükümlerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulandığında bulunacak sonuçlar karşılaştırılarak; 3167 sayılı Kanun uygulandığında sanığın çek bedeli tutarı olan 4.220 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle çek hesabı açmasının yasaklanmasına, 5941 sayılı Kanun uygulandığında ise sanığın 3.785 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği ve bu durumda 5941 sayılı Kanun'un lehe olacağı kabul edilerek, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca sanığın 189 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, gün para cezasının 5237 sayılı TCK'nın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den 3.780 TL adli para cezasına çevrilmesine, ancak çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından sanığın sonuç olarak 3.785 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca çek düzenlemesinin ve çek hesabı açmasının yasaklanmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin maddi ceza hükümleri yönünden bu uygulaması doğrudur. Sanığın para cezasını ödemeyeceği varsayılarak lehe yasanın belirlenmesi mümkün değildir.
İnfaz aşamasında sanık para cezasını ödemediği takdirde, infaza ilişkin hükümlerden lehe olanın ayrıca belirlenip uygulanması gerekecektir.
SONUÇ: Sonuç olarak, mahkemenin uygulaması doğru olduğundan, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın adı geçen mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıma gönderilmesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

3167 sayılı Çek Kanunu/16 madde
5237 sayılı T.C.K/7, 52 lehe durumun belirlenmesi
5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu /106
5941 sayılı Çek Kanunu /5 madde
KARŞILIKSIZ ÇEK NEDENİYLE VERİLECEK ADLİ PARA CEZASININ İNFAZI
çek mağduru, çek yasası mağdurları

Karşılıksız Çek Zamanaşımı

 http://www.malibilgi.net/wp-content/zaman.jpg
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2009/5380
Karar Numarası: 2010/23112
Karar Tarihi: 01.11.2010
ÖZET: KARŞILIKSIZ ÇEK CEZA HUKUKUNDA DAVA
AŞIMI, "Karşılıksız çek" davalarında zaman aşımı süresi, "Karşılıksız çek" zamanaşımı süresinin başlangıcı

"Karşılıksız çek" keşide etmek suçundan sanıklar Salih Kaya ve Ekrem Gürsu Ticaret Limited Şirketi hakkında Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 22.11.2004 tarihinde 2004/909 esas ve 2004/968 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, aynı Mahkemenin temyiz talebinin süre yönünden reddine ilişkin 04.10.2006 tarih ve aynı sayılı ek kararının da sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiği, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sanık şirket yönünden ret kararının onanması, sanık Salih Kaya yönünden bozma isteyen tebliğnamesi ile 03.04.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: A- Sanık Ekrem Gürsu Ticaret Limited Şirketi hakkındaki temyiz isteminin incelenmesi:
Sanık adına hükmü temyiz eden Av. A. Ç.'ın yargılama sırasında sanık müdafii sıfatını almadığı ve sanık adına vekaletnamesinin de bulunmadığı anlaşıldığından, sonucu bakımından doğru olan 04.10.2006 tarihli ret kararının bu değişik gerekçeyle ONANMASINA,
B- Sanık Salih Kaya hakkındaki hükmün incelenmesi:
Yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığa Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğ edilmemiş olması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulüyle, 04.10.2006 tarihli ret kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
Sanık hakkında mahkumiyet kararının verildiği 22.11.2004 tarihinden sonra, inceleme tarihine kadar zamanaşımını kesen başkaca bir işlemin yapılmadığı ve 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, hükmün infazına başlanmış ise infazın durdurulmasına, sanık bu suç nedeniyle infaz kurumuna alınmış ise, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü bulunmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karşılıksız Çek Geçerli Adrese Tebligat

YARGITAY
ADLİ TEBLİGAT MEVZUATI KANUN NİZAMNAME TALİMAT
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2007/23024
Karar Numarası: 2010/65
Karar Tarihi: 13.01.2010
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanıklar Kemal Çimen ve Çimen Doğal Gaz Mühendislik İnşaat Taahhüt Limited Şirketi hakkında ANKARA 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 12.04.2006 tarihinde 2005/1072 esas ve 2006/185 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanıkların müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 28.11.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

KARAR: Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık Kemal Çimen'ın sorgusu için CMK’nın maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; sanığın öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği adrese ya da Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; doğrudan sözü edilen 35. maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- a) 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 Sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamla tekrar değerlendirilip belirlenmesinde
b) 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı "Çek Kanunu" ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamilleri’nin Korunması Hakkında Kanun”un yürürlükten kaldırılmış ve adına karşılıksız çek düzenlenen tüzel kişiler hakkında sadece güvenlik tedbiri olarak "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" öngörülmüş ise de; 20.12.2009 tarihinden önce işlenen karşılıksız çek keşide etme fiilinden dolayı TCK'nın 5 ve 20/2. maddeleri ile 5560 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca tüzel kişiler hakkında yaptırım uygulanmasına olanak kalmaması nedeniyle, sanık şirketin beraatına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre;
a) Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 4814 sayılı Kanun'la değişik 16. maddesinin son fıkrasında “kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur” hükmüne yer verilmiş olması nedeniyle, her çek için ayrı ayrı çek hesabı açtırmaktan yasaklama kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK.'ya aykırı olarak adli para cezaların toplanmasına karar verilmesi,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 13.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

KARŞILIKSIZ ÇEK NEDENİYLE VERİLECEK CEZALAR
SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ
CEZA KANUNUNUN ÖZEL KANUNLARLA İLİŞKİSİ
CEZA HUKUKUNDA ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA

içtihat: 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusu

 http://www.showhaber.com/haber_images/2009/09/03/843358905.jpg
Çek Mağdurları: Sanığın yokluğunda verilen karşılıksız çek keşide etmeye dair mahkumiyet hükmünün sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğinin yapılmaması, CMK'nın 34/2. ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, kanun yolu başvuru şekli ve başvuru süresinin başlangıcının açıkça belirtilmemiş olması, 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması
T.C.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2009/2955
Karar Numarası: 2010/19535
Karar Tarihi: 27.09.2010
Gereği görüşülüp düşünüldü.
Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığa Tebligat Kanunu'nun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğinin yapılmaması ve hükümde, CMK'nın 34/2. ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, kanun yolu başvuru şekli ve başvuru süresinin başlangıcının açıkça belirtilmemiş olması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
1- Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırılık oluşturulması,
2- Sanığın sorgusu için CMK'nın 195. maddesine göre düzenlenen uyarılı davetiye Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmediğinden hükümden sonra yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması,
3- 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin 2. fıkrası ile 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca hazırlanarak 09.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesine göre; 4814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinden önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 tarihine kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olmasının “çekin geçerliliğini etkilemeyeceği”, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenen çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise “çekin geçerli olmayacağı” dikkate alınarak, tarafların beyanlarının alınması ve hesap sahibinin elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediğinin muhatap bankadan sorulması suretiyle, keşide tarihi 21.11.2005 olan ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan suç konusu çekin, belirtilen dönemde ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediği belirlendikten sonra hukuki durumun tayini gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4- 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde “Verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır.” hükmü öngörülmekte ise de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesi uyarınca 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olması ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi hükmü karşısında, para cezası için öngörülen 80.000.000.000 TL (80.000 TL)lik üst sınırın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre artırılmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 27.09.2010 tarihinde oybirliği

içtihat 3167 Sayılı Kanun Lehe durum Düzeltilerek Onama

 http://www.fatihcavus.net.tr/6111formlar/6111-sayili-kanun-basvuru.jpg

3167 sayılı çek yasası döneminde davaya konu olmuş 80 bin TL üzerinde olan karşılıksız çek davalarında 3167 sayılı yasa lehe durumdur, 5941 sayılı çek yasası lehe değildir. 80.000 TL altında bulunan çekler için 5941 sayılı çek kanunu'na göre uyarlama yargılaması yapılmalıdır.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2009/2790
Karar Numarası: 2010/19527
Karar Tarihi: 27.09.2010
A)Suça konu 349691 seri numaralı incelenmesi: çekle ilgili olarak kurulan hükmün incelenmesi:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine, sanığın hesap sahibi Limited Şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğunun anlaşılmasına, çekin karşılıksız kalan miktarı nedeniyle 5941 sayılı Çek Kanununun sanık lehine sonuç doğurmayacağının belirlenmesine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,

1-3167 sayılı çek yasası 16/1. maddesinde "Verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır." hükmü öngörülmekte ise de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesi uyarınca 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olması ve 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi hükmü karşısında; para cezası için öngörülen 80.000.000.000 TL (80.000 TL'lik üst sınırın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre artırılmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi;

2-Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanık hakkında 349691 seri numaralı çek yönünden hükmolunan adli para cezasının 80.000 TL olarak belirlenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B)Suça konu 49628 seri numaralı çekle ilgili olarak kurulan hükmün incelenmesi:
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı "Çek Kanunu" ile 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun" yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın bahsedilen çek yönünden hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 27.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar